Simülasyon teorisi ve islam

Sümülasyon teorisini bu yazıya ulaştığınıza göre az çok hepiniz biliyorsunuz. Kısaca açıklamak gerekirse; evrenin, kainatın tıpkı bir bilgisayar oyunu gibi simülasyondan ibaret olduğunu, bizim tüm canlıların bizden daha gelişmiş bir medeniyet tarafından veya bir yaratıcı tarafından bir program veya yazılım benzeri bir sistemle simüle edildiğini savunan teoridir.

Bu teori benim epey zamandır ilgimi çekiyor. Ben de bu teoriye kısmi olarak inanıyorum. Zira insan denen varlık, aslında kocaman bir evrenin içindeki bir toz zerresinden bile daha küçük bir varlıktır. Ayrıca bu kainat ve evrenin tamamı enerjiden oluşmakta olduğunu artık bilmeyenimiz yoktur. Aslında yediğimiz elma, yürüdüğümüz yol, bedenimiz, kocaman yıldızlar, galaksiler hareket eden enerji parçacıklarından ibaret. Bunları hepimiz biliyoruz.

Bu teoride insanların sürekli tartıştığı ve anlam veremediğim iki konuya değineceğim. Birincisi islam taraftarlarının hatta tüm din savunucularının sanki bu teori dini yok edecekmiş gibi savunmaya geçmesi, diğeri ise simülasyon teorisinin kendi kalıplarımızla düşünülmeye çalışılmasıdır. Efendim, dünya bir boşluktan ibaretse, aslında biz daha gelişmiş bir medeniyetteki bir lise öğrencisinin herhangi bir deneyinin sonucu isek (ki bu sadece bir teoriden ibaret kimse bir lise öğrencisinin deneyisiniz demiyor) mutlaka dünyada da bir hata olmalıydı. Bazı oyunlarda olan hatalar (oyun dünyası buna bug der) gibi. Neymiş dünya bir ihtişam ve düzen içindeymiş ve hiçbir hata yokmuş. Sanarsın ki dünyanın her noktasını evreni galaksiyi iyice incelemiş hata bulamamış. Bir kere hata konusu öyle hemen geçiştirilecek bir konu da değil. Hata kime göre hata? Neye göre hata? Bizim hata değil de bir ihtişam ve düzen olarak gördüğümüz çoğu şey (mesela çiçeğin meyveye dönüşmesi) aslında sadece bizim için ihtişam olamaz mı? Mesela ağaçların kışın yapraklarını dökmesi bir ihtişam olarak değil de bir hata (bug) olarak değerlendirsek mesela ona öyle bir anlam yüklesek hata olarak değerlendirilemez mi? Mesela ağaçlar her mevsim çiçekli olsaydı bazı dallarında da meyveler olsaydı 365 gün meyve üretseydi o zaman ne olacaktı bunun ismi? Bizim zihnimizde sebeplerden dolayı muazzam olarak anlam yüklediğimiz bir şey hata da olsa ona hata demeyiz.

Diğer bir konu ise simülasyon teorisi kanıtlandığı zaman zaten bir yaratıcının da var olduğu ilk defa bilimsel olarak kanıtlanmış olacak. Yaratıcı, yüzlerce simüle edilmiş bir gerçeklik yaratabilir ama aslında gerçek olan kendisidir. Yani ortada bir simülasyon varsa bu doğrudan bir yaratıcının olduğunu da kabul etmektir. Dünya kendi kendine oluştu tezini çürütmesiyle sonuçlanır. Ve artık bilim dünyası simülasyonda olma ihtimalimiz üzerinde yoğun emek veriyor. Evrenin küçük daha küçük (belkide hiç keşfedilemeyecek) piksellerden oluştuğu kanıtlandığı zaman ve birçok bilimsel sonuç dünyanın simüle edildiği yani yaratıldığı sonucuna götürdüğünde insanlar bu kez de gerçek yaratıcı kim sorusuna mı yönelecek? Yoksa insanlar kendi bildikleri şeyin gerçek olduğuna körü körüne inanıp korkularından dolayı gerçeği görmeyi ret mi edecek?

Her ne olursa olsun. Dünya nasıl yaratılmış ve ne şekilde idare ediliyor olursa olsun. Bizim düşüncelerimiz ve benliğimiz ister bir enerji parçacığı ve ister bir hiç olsun. 30 yıllık ömrümde evrenin özünde yaratılmış bir tek gerçeklik biliyorum o da “sevgi”. Tam zıttı ise “nefret”. Einstein’in dediğ gibi karanlık ışığın yokluğuna koyduğumuz isim ise biri diğerinin yokluğunda ortaya çıktıysa ve biz ona böyle bir anlam yüklediysek. Nefrette sevginin yokluğu ve nihai tek olan şey sevgidir.

Bu sevgi yeryüzünde ve yüreğinizde olmadan hangi dini yaşıyor olursanız olun, dizleriniz secde etmekten yırtılmış, gözleriniz incili okumaktan bozulmuş olsa dahi insan denen varlık benim için bir et yığınından ibaret olan kötü bir varlıktır. Bu biraz agnostik bir görüşe kaydı ama gerçek olarak düşündüğüm şeyi son satırlarda yazıya döktüm her dine saygım sonsuz ve hangi dini yaşıyor olursanız olun yüreğinizde SEVGİ’ye çokça yer olsun. Yüreğinde sevgiye çokça yer veren insanların sayısı arttığında zaten cenneti yeryüzünde yaşamaya başlarsınız.

İşbu yazıt kişisel inanç özgürlüğü kapsamında olduğundan ve şahsi ifade özgürlüğümü içerdiğinden tartışılacak herhangi bir yanı yoktur. Bu nedenle yazıt yorumlara tarafımca kapatılmıştır.