Sevgi zayıflık mıdır?

Merhaba blog. Bugün yoğun tempodan, işlerden kafamızı ruhumuzu bir kenara çekip; Sevgi zayıflık mıdır? diye sorsak! Sanırım böyle ama bu sorusuyu sormadan önce sevgisiz yaşanır mı? diye düşünmek gerekir. Eğer zayıf kalmak bizim için sevginin geri planda kalmasından daha büyük bir sorunsa, ancak o zaman sevgisiz yaşamayı göze alabilir insan. Tabi nihai olarak her birimiz bu ceza gezegeninde zayıf kalacak şekilde dizayn edilmişiz.

Birini görmeden sevebilir mi insan? Belki de sevemez. Tanrıyı görmeden sevenler neydi o zaman? Diyebilirsiniz ki; sevgi bireyden bireye farklı anlamlar yüklenebilen bir şey olabilir. Tamam doğru kabul edilebilir. Tartışmayacağım. Ama yine de netice itibarı ile gezegende ne kadar acı çekeceğimiz aslında ne kadar çok sevdiğimizle doğru orantılı değil mi?

Mesela acıların tamamı sevdiklerimizle alakalı meseleler. Burada ufak bir ayrıntımız var. Sırf acı çekmemek için birçok insanın sevgi pınarımızdan nasiplenmesini engellemek de bencilce olmaz mı? Belki burada büyük bir fedakarlık yapılabilir. Diğerlerinin acı çekmesini de önlemek amacıyla daha az sevilen olmak istenilebilir. Ancak ne yaparsak yapalım ceza gezegeni sevginin gücüne göre ayarlanmış. Ne kadar sınır çizersek çizelim bazı şeylerin önüne geçilemiyor. İnsan kendisine yeni sevgilerin ve dolayısıyla yeni acıların da kapısını aralamak durumunda kalabiliyor.

Evet. Sevgi zayıflıktır değerli dostlar. Ama sevgisiz de yaşamayı seçmek ayrı bir meziyettir. Sevgisiz yaşamaya çalışmak sisteme isyandır. Tanrı bunu hoş görmeyebilir. Peki sevdalarımız ve acılarımız tanrı için bir anlam ifade ediyor mu? Ayıp değil bilmemek. Bilmiyorum. Bildiğim şey, yaşamak. Ama insan yaşamak için mi var oldu? Eğer sadece var olmak için var olduysak, o halde yaşadığım süreyi uzatmaya çalışmayacağım. Onu değerlendireceğim.

İşlerimden dolayı blogumdan uzak kalabiliyorum. Ama bütün blog ve ziyaretçiler bir parça zayıflığım olarak kalacaktır. Sıcacık bir son bahar sonu ve Kahramanlar şehrinden Sevgilerle. By Lys

kalbim