Dilimiz: Türkçe

Türkçe’nin son zamanlarda gittikçe kan kaybettiğinin farkında mıyız? Halkımızın bir özentilik sevdasına düştüğü şu günlerde farklı bir dili öğrenmenin kendi dilini tahrip etmek(!) manasına geldiğini mi düşünmemiz lazım? Güzel dilimizin yetersiz ve çoraklaşma sürecinde kalışını izlemek üzücü…

Kuyumcu tabelasındaki “GOLD” yazısı bizim “ALTIN”ımızdan daha mı cezbedici? Caffe daha mı hoş? Türkçe’de karşılığı neydi? Birçoğu onu bile unuttu… Çünkü özenti olma yolunda bir çoğunluğumuz var. Neden özgün kalamıyoruz? Avrupalı olmanın yolu dilin, kültürün tahribatından mı geçiyor? Lanet tabelaya Vişne yerine Whisne yazınca daha mı albenisi oluyor?

Bakın, bu tahribatlar çok önemli konudur. Güzel dilimizi basitleştirme çabasıdır. En basiti, BBC için “bibisi” diyenleri duyuyorsunuzdur ama hiçbir ingiliz TRT için “terete” demez. “Tiarti” der. Bugün bu özenti ve basitleştirmenin acısını çok yerde hissediyorum. Artık komedi programları bile dilimizdeki eksiklikleri konu edinmeye başlamış durumdadır. Bu eksikliklerden daha fazlasını daha az tahrip edilmiş bir dili öğrenmeye başladığınız zaman daha iyi anlıyorsunuz. Kendimizi ifade ettiğimiz şeyin, dilimizin elden gittiğini düşünüyorum. Bu nedenle birbirimizi tam olarak anlayamama sorunumuz doğuyor. İleride bu durum daha da üst seviyelere çıkabilir.

Senelerdir yazı yazmama ve çeşitli kitaplardan az çok okumama rağmen hâlâ bazen Arapça’da öğrendiğim kelimenin karşılığını bulmakta güçlük çekiyorum. Bazen anlam karmaşasına şahit oluyorsunuz. Bazen de tamamen yanlış anlaşılıyorsunuz. Şu anda özellikle yazıda bu basitleşmenin faturaları daha da belirginleşiyor. Birkaç örnek vermem gerekirse;

Atıyorum; 4 kişilik bir gruptaki birine “elinden tut” dediğinizde dalgınlıkla kendi elini tutuyor. Çünkü siz “Yanındaki bayanın elinden tut” veya “Kızın elini tut” demiyorsunuz çünkü basit bir dil istiyoruz. Mesela Arapça buna müsaade etmez. Size “Elinden tut” demek istese bile bunu duyduğunuz zaman “kimin elinden tutacağınızı”, “elini tutacağınız kişinin bayan mı erkek mi olduğunu”, “gruptan birinin mi yoksa ikisinin mi yoksa üçünün mü elinden tutacağınızı” anlarsınız. Aksini anlamanı (eğer zihinsel bir probleminiz yoksa) mümkün değildir.

Okumanızı öneriyoruz »   Kahramanmaraş İl Göç İdaresi

Türkçe yetersiz mi? Türkçe basit bir değildir ve basitleştirilmemeli… Dünyaca kelimemiz eski kitaplarda unutulup gidiyor. Çok az kelimenin bulunduğu dilde kendinizi daha çok ifade edeceğinizi söylemek son derece saçma olur. O yüzden kendi kelimelerimize ve bağlantılı olduğu bütün kelimelere sahip çıkmalıyız.

Türkçe’mizi televizyonda ve gazetede ve internet sitelerinde ve aklınıza gelen her alanda yanlış kullanan herkesi uyarmalı ve protesto etmeliyiz. Sadece dilinizle değil, tabelasında Türkçeye darbe vuran iş yerlerinden ürün satın almayarak da onları protesto edebilirsiniz. Gerektiğinde bir geri bildirim yaparak “dükkan sahibinin hatasını” anlamasında yardımcı olabilirsiniz. Tabi bu geri bildirim bir hakaret çizgisinden uzakta olmalıdır.

Sorunun temelinde ise dil bilgisi eğitimi ve kanunların yetersizliği vardır. Ne yazık ki yeni nesillere bu konuda ciddi bir eğitim olmadığı gibi dilimizi korumak için gerekli kanunlar da çok basite indirgenmiş durumdadır. Özellikle İngilizce, Fransızca isimlerle Türkiye’de ofis ve dükkan sayısının artışı “Biz Kimiz?” sorusunu da akıllara getirmiyor değil.

Saygılarımla…

türkçemiz